UTMB ve eş zamanlı yarışmalar olan CCC ve TDS için ana merkez Fransız Alplerinin ünlü kasabası Chamonix (Şamoni). UTMB Chamonix’de başlayıp bitiyor; daha kısa olan CCC ve TDS ise Mont Blanc silsilesinin İtalya tarafında olan Courmayeur’den başlıyor ve Chamonix’de bitiyorlar. Aslında TDS ilk başta Chamonix’den başlayacak ve Courmayeur’de bitecekti ama daha sonra organizasyon komitesi yarışın yönünü değiştirdi. Eğer özel olarak Courmayeur’de konaklamıyorsanız, yarış öncesi kayıt işlemlerini tamamlamak ve göğüs numaranızı almak için her durumda Chamonix’ye gitmeniz gerekiyor (eğer göğüs numaranızı Courmayeur’den almak istiyorsanız bunu ön kayıt formunda da belirtmiş olmanız zorunlu). Biz de hem bu sebeple hem de daha önce Fransız Alplerine hiç gitmediğimiz için doğal olarak Emreler ile birlikte Chamonix’de konaklamaya karar verdik.
Türkiye’den (ve bir çok yerden) Chamonix’ye en kolay ulaşım Cenevre, yani İsviçre, üzerinden. Cenevre ile Chamonix arasında yaz-kış düzenli otobüs ve tren seferleri düzenleniyor. Otobüs yolculuğu yaklaşık 1 saat 15-30 dk, tren ise aktarmalar ile 3 saat sürüyor. Otobüslere doğrudan hava alanından binme şansınız var ve birden fazla otobüs şirketi mevcut (örneğin, http://www.alpybus.com/ veya http://www.chamexpress.com/). Tren ise biraz daha meşakkatli. Öncelikle şehir merkezine (hava alanından ücretiz banliyö treni var ve 10 dk. mesafede), oradan da tramvay ile SNCF (Fransız demiryolları) tarafından işletilen ve Chamonix tarafına giden trenlerin kalkış noktası olan Geneve Eaux Vives garına gitmeniz gerekiyor (tahminen 20-25 dk. mesafede). Eğer Fransa üzerinden gitmek isterseniz en yakın büyük şehir Lyon (Chamonix’ye tren ile ulaşabiliyorsunuz ama sefer sayısı oldukça az), İtalya’dan ise Milan (Alpleri aşmanız gerekiyor).
İsviçre yakın zamanda Schengen ülkelerine dahil olduğu için Schengen vizesi ile giriş çıkış yapabiliyorsunuz, ayrıca vize almanız gerekmiyor. Benim Fransa’da oturma belgem olduğu için vizeye ihtiyacım yoktu, ama Serkan’ın vize alması gerekiyordu. İlk giriş noktamız Cenevre olacağından istenen belgeler ile birlikte İsviçre büyükelçiliğine başvurdu. Cenevre’den aynı gün Chamonix’ye geçmeyi planladığımız için konaklama rezervasyonunu Chamonix’den yapmıştık. Büyükelçilik başlangıçta İsviçre’de konaklamayacağımız için vize veremeyeceğini söyledi (bunu vize başvurusunu doğrudan reddetmeden, medeni bir şekilde telefonla iletişime geçerek yaptılar, ilgili personele teşekkür ederiz). Serkan, görüştüğü üst düzey yetkiliye durumu anlatması ve Cenevre’de konaklama için yapılan ekstra rezervasyon ile vizesini alabildi (aman dikkat!).
Uçak biletlerine biraz geç bakmaya başladığımız için en uygun seçenek olarak Türk Havayollarını bulabildik. Ankara’dan İstanbul aktarmalı Cenevre’ye uçabiliyorsunuz. Sabah ve öğleden sonra uçuşları var. Biz yarıştan iki gün önce gittiğimiz için doğrudan Chamonix’ye geçmek istiyorduk, dolayısıyla sabah uçuşunu tercih ettik. İstanbul – Cenevre uçuşu sabah saat 8′de. Ya bir gün önce İstanbul’a gitmeniz veya günün ilk Ankara – İstanbul uçuşunu yakalamanız gerekiyor. İlk ve tek uygun sefer ise sabah saat 4:30′da
O akşam pek uyuyabildiğimizi söyleyemem… Check-in’de çantalarımızı verip rahat bir uçuş sonrasında yüksüz olarak Atatürk Havaalanına vardık. Ankara – İstanbul uçuşları Anadolu Jet ile yapıldığından kahvaltı biraz zayıf oluyor, biz de pasaport kontrolünden geçtikten sonra İşbankası Millenium Lounge’ın yolunu tuttuk. Eğer İşbankası kredi kartınız varsa ücretsiz yararlanabiliyorsunuz, konforlu bir ortam, çeşitli yiyecek ve içecekler ve Internet bağlantısı mevcut, tavsiye ederiz. Hem birşeyler atıştırma hem de az da olsa kestirme şansımız oldu. Uçuş salonuna geçtikten kısa bir süre sonra Emre ve eşi Sedef geldiler. Emre ile CCC öncesinde yazışıyorduk ama henüz bir araya gelme şansı olmamıştı. Kaynaşma ve kısa bir sohbet sonrasında uçaktaki yerimizi aldık. Yine güzel havada sorunsuz bir uçuş sonrasında 10:30 gibi Cenevre’ye vardık. Uçak Cenevre ve Leman gölüne yaklaşmadan hemen önce Alplerin ve Mont Blanc silsilesinin üzerinden geçiyor, hava açık olduğu için biz de güzel manzara eşliğinde koşacağımız yerleri tahmin etmeye çalıştık.
Emreler ile birlikte manzarası daha güzel olur düşüncesiyle Chamonix’ye tren ile gitmeye karar vermiştik. Pasaport kontrolünden geçip çantalarımızı aldıktan sonra, havaalanından banliyö treni ile şehir merkezindeki tren garına geçtik. Chamonix’ye tren biletini bizim yaptığımız gibi garın ana kapısından dışarı çıktıktan sonra sol köşede bulunan Rail Europe acentesinden satın alabilirsiniz (kişi başı 25 Euro, SNCF treni olmasına rağmen sefer saatleri için en iyi kaynak SBB, İsviçre demiryolları, sitesi http://www.sbb.ch/). Tren seferine bağlı olarak bir (sadece Saint Gervais les Bains) veya iki (Annemasse ve Saint Gervais les Bains) aktarma yapmanız gerekiyor; bizim yakalayabildiğimiz ilk seferde iki aktarma vardı. Daha önce yazdığım gibi Chamonix yönüne giden trenlerin hareket noktası, gölün diğer kıyısında yer alan Eaux Vives tren istasyonu. Şehir merkezindeki tren garının önündeki meydanda aynı zamanda otobüs ve tramvay durakları da bulunuyor ve tramvay ile Eaux Vives’a ulaşabiliyorsunuz (en yakın tramvay durağı Amandolier).
Hava oldukça güzel ve vaktimiz olduğu için biz biraz da gezme bahanesiyle en azından belirli bir noktaya kadar yürüyerek gitmeye karar verdik. Gölün iki yakasını birbirine bağlayan ufak köprüden geçip, çiçekli saat önünde fotoğraf çektirdik. Bir iki kez yönümüzü sorup tramvay hattı boyunca ilerledikten sonra, en son yön sorduğumuz bayanların daha yolumuz olduğunu söylemeleri üzerine ilk geçen tramvaya atlayıp kısa yoldan tren istasyonuna ulaştık (yürümek için çok da kısa bir mesafe değil). İstasyonun karşısındaki kafelerden birisinde kahvelerimizi yudumlayıp sohbet ettikten sonra trenin kalkış zamanına yakın istasyona geçtik. Eaux Vives hiçliğin ortasında unutulmuş bir istasyon izlenimi veriyor, doğru yerde miyiz diye düşünmeden edemiyorsunuz, şaşırmayın
Tren biraz gecikmeli hareket edince, Annemasse’da Saint Gervais les Bains trenini biraz koşturarak kıl payı yakaladık (neyseki bizimle birlikte koşturan başka insanlar da vardı).
Saint Gervais’ye kadar olan yolculukta tren pek dağlık olmayan ama yeşil yerlerden geçiyor, uçuş sonrası yorgunluğuyla gözler ister istemez kapanıyor. Tren yolculuğunun asıl keyifli kısmı ise Saint Gervais’den sonra başlıyor. Mont Blanc Express treni ile vadi içerisinde yükselerek, dağ manzarası eşliğinde Chamonix’ye ulaşıyorsunuz. Mont Blanc Express, Saint Gervais ve Vallorcine arasında gidip gelen ve bu iki nokta arasında yer alan Servoz, Les Houches, Les Bossons, Chamonix, Argentiere gibi kasabalardan geçen özel ve turistik bir tren (http://en.wikipedia.org/wiki/Ligne_de_Saint_Gervais_%E2%80%93_Vallorcine). Çevreyi daha iyi görebilmeniz için geniş pencerelere sahip, ayrıca bisiklet ve kayaklarınızı koyabileceğiniz yerler bulunuyor. Manzara gerçekten güzel. Eğer Servoz ve Vallorcine arasında bir yerde konaklıyorsanız, konaklama süreniz boyunca konakladığınız yerin size vereceği kart ile Mont Blanc Express de dahil olmak üzere vadideki toplu taşıma sisteminden ücretsiz yararlanabiliyorsunuz.
Saint Gervais’ye kadar olan yolculuk da pek ilginç olmadığı için benim size önerim, eğer Cenevre’yi gezmeyecekseniz, bizim yaptığımız gibi Cenevre’den Chamonix’ye tren ile gitmek yerine otobüsü tercih etmeniz. Hem havaalanından doğrudan binebilir hem de daha kısa sürede Chamonix’ye varabilirsiniz (Emreler dönüşte otobüs ile döndüler ve oldukça rahat bir yolculuk olmuş).
Chamonix’de kardeş ile birlikte gençlik hostelinde kaldık (Fransızcası auberge de jeunesse, http://www.fuaj.org/Chamonix-Mont-Blanc). Diğer ülkelerden ve Fransa’da gelen başka yarışmacılar da vardı. Hostel Chamonix merkeze 20 dk. yürüme mesafesinde Les Pelerins’de (Mont Blanc’ın ilk çıkışını Dr. Paccard ile gerçekleştiren Jacques Balmat’ın doğduğu kasaba). Yamaçta, Bossons buzulunun oldukça yakın gözüktüğü harika bir manzaraya sahip. Resepsiyon, restoran, bar ve ortak kullanım alanları bir binada, odalar ise hemen onun yanındaki diğer bir binada yer alıyor.
Resepsiyonun web sitesinde belirtilmiş olan belirli saatlerde açık olduğunu belirtmeden geçmeyelim, eğer kapalı olduğu bir saatte gelirseniz açılmasını beklemeniz gerekiyor (bina sürekli açık). Odalar 2-6 kişilik ve temiz, kablosuz Internet bağlantısı (2 saati 1 Euro) ve çamaşır makinesi de mevcut (yarış sonrası çamurlu giysileri yıkamak, ayakkabıları değil elbette, için ideal
. Sabahları cereal dahil geleneksel kahvaltı veriliyor (yumurta menüde yok), isterseniz 10 Euro’ya akşam yemeği de yiyebiliyorsunuz (oldukça lezzetli olduğu söyleniyor, biz genelde bahçesinde kendimiz yedik). Hostel’in hemen önünde durak var ve yaklaşık olarak saatte bir Chamonix merkeze otobüs ile gidip gelebiliyorsunuz (konaklama kartınız ile ücretsiz). Yalnız Fransa genelinde olduğu gibi akşam 6-7′den sonra ve sabah erken otobüs seferi yok, ama yürüyerek de çok uzak değil zaten. Bizim karşılaştığımız çalışanları oldukça güler yüzlü ve yardımcıydılar. Eğer çok konforlu bir ortam beklentiniz yoksa ve uygun fiyatlı bir yer arıyorsanız ideal bir seçenek. Rezervasyonunuzu erkenden yaparsanız Chamonix merkezinde de her seviyede konaklama imkanı bulunuyor.
Saat 18:00 gibi kayıt işlemlerini yapmak amacıyla Chamonix’de buluşmak üzere sözleştikten sonra biz Les Pelerins durağında Mont Blanc Express’den indik. Emreler şehir merkezinde kaldıkları için devam ettiler. Les Pelerins tren durağının hemen arkasında ufak bir göl bulunuyor. İçinizden burası güzel bir yer galiba diyorsunuz
Resepsiyonun açılmasını beklediğimiz ve daha sonra da yürüyerek şehre inip biraz dolaşarak kayıt yerini aramak durumunda kaldığımız için biz planladığımız saatte randevu yerinde olamadık. Şehir merkezi oldukça kalabalıktı ve her yerde ellerinde yarışma poşetleri olan katılımcıları görebiliyordunuz. Kayıt yerinin yakınında UTMB meydanı diyebileceğimiz yerde bir ultra trail fuarı kurulmuştu. Hem firmalar ultra trail’e yönelik malzemelerini tanıtıyor ve satışını yapıyor, hem de Avrupa ağırlıklı olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde düzenlenen ultra trail yarışmalarının standları bulunuyor. Chamonix’deki doğa sporları mağazalarından ve fuar alanından her türlü eksiğinizi gidermeniz mümkün. Eczaneler bile enerji jelleri, cereal barlar ve kramp önleyici kremlerden satıyorlar. O gün için kayıtları kaçırınca, hızlı bir fuar turundan sonra yiyecek birşeyler alıp hostele geri döndük. Emreler ile buluşamadık ama Emre kayıt işlemlerini tamamlayabilmişti.
Rahat bir uyku, kısa bir koşu ve güzel bir kahvaltıdan sonra ertesi sabah yeniden kayıtların yapıldığı yerin yolunu tuttuk. Kayıtlar saat 10′da başlıyordu. Bu sefer zamanında oradaydık ama yalnız değildik. Uzun sayılabilecek bir kuyruk vardı, biz beklerken arkamızda daha da uzadı
Kayıt merkezi bir spor salonu. Yarışma sonrasında da yorgun yarışmacıların geçici olarak uyuyabilecekleri bir yatakhaneye dönüşüyor, duşlar da burada bulunuyor. Göğüs numaranızı alırken, yarışmada kullanacağınız çanta kontrol ediliyor ve işaretleniyor. Başka bir çanta kullanamıyorsunuz. Biz dahil hemen hemen tüm katılımcılar zorunlu malzemeler de kontrol edilecek düşüncesiyle onları da yanında getirmişti. Yeri gelmişken onları da sayalım: roaminge açık cep telefonu, bardak (ekolojik sebeplerle istasyonlarda plastik bardak kullanımını azaltmak için), en az 1 litre su, iki kafa feneri ve yedek pilleri, acil durum battaniyesi (uzay battaniyesi olarak da bilinir, yansıtıcı yüzey kaplı ince örtü), düdük, en az 80x3cm boyutlarında kendinden yapışkanlı elastik bant (bandaj için), yeterli yiyecek, yağmurluk, en az dizlerinizi kapayacak boyda tayt veya alt, şapka veya bandana. Yürüyüş batonları, eldivenler, yedek giysiler, su toplamasını ve tahrişi önleyici kremler vb. ise zorunlu olmayan ama önerilen malzemeler arasında. Yarışma sırasında, istasyonlarda çıkışta çantanızın ağırlığının 2 kg.’dan fazla olması ve hiçbir zaman 1 kg.’ın altına düşmemesi gerekiyor.
Kuyrukta bir süre bekleyip sıramız geldiğinde, kayıt işlemleri oldukça akıcı bir şekilde gerçekleşti. Bir anket formu doldurduktan sonra, çantamızı işaretlettik (zorunlu malzemeleri kontrol etmediler, ama yaklaşık 5000 kişinin malzemelerini kontrol etmek pek de kolay olmasa gerek zaten), göğüs numaramızı aldık, derecenizin tutulmasını sağlayan çip bileğimize takıldı (bunun için 20 Euro kapora vermeniz gerekiyor), yarış sabahı Chamonix’den yarışın başlangıç noktası olan Courmayeur’e giden servisler için biletimizi (belirli saatler arasında 15 dk.’da bir servis var, hangisiyle gitmek istediğinizi siz seçebiliyorsunuz ama kontenjan sınırlı ve örneğin biz alırken daha geç saatte olan seferler için biletler bitmişti), t-shirt’ümüzü ve herkesin elinde gördüğümüz torbamızı aldıktan sonra fotoğraf çekip dışarı çıktı. Bu torbalar aynı zamanda yarış başlamadan önce eğer isterseniz Chamonix’de geri almak üzere kişisel eşyalarınızı (örneğin fazladan giysi gibi) koymak için de kullanılıyor. Üzerine göğüs numaranızın bir kopyasını yapıştırıp yarışa başlamadan önce Courmayeur’de ilgili kişiye teslim ediyorsunuz, sizin için Chamonix’ye taşınıyor ve geldiğinizde göğüs numaranızı gösterip geri alabiliyorsunuz. UTMB’de ise yarışın orta yeri olan Courmayeur’de almak için torbanızı bırakabiliyorsunuz (örneğin, yedek ayakkabı, kuru giyecekler gibi malzemeler için).
İşimiz bittiğinde saat neredeyse 12 olmuştu. Hava oldukça güzeldi, günün geri kalanında Mont Blanc Express ile Vallorcine’e gidip geldik, fuarı ve malzeme satan dükkanları ve dolayısıyla şehir merkezini gezdik (elektrolik hapları arıyorduk ama istediğimiz formatta bulamadık), akşam üstü yeniden hostele döndük. Emreler ile yine buluşamamıştık ama telefonla görüştük
Onlar da kısa bir yürüyüşe gitmişlerdi.
Ertesi sabah servise yetişebilmek için erken kalkmamız gerekiyordu. Hostel biz CCC katılımcıları için sabah saat 6′da kahvaltı hazırlayacaktı. Biz geldiğimizden beri (ve öncesinde) oldukça güzel havaya inat hava durumu tahminlerinde yağmur görünüyordu. Çok fazla yağmaz umuduyla dinlenmek için yataklarımıza çekildik…
Dostlar bizde sizi tanıdığımız için çok mutluyuz. Umarım kuralarda problem olmazsa bu yazının kralı bu yaz gelecek.
UTMB’de sizi finişte Türk bayrağı ile karşılamak için sabırsızlanıyorum. Sizler gibi beyefendi ve sağlam sporcu dostlar edindim.
Sevgiler
EMRE TOK
Okumak isteyenler için benim UTMB CCC 2010 hikayem için tıklayın.
http://www.geziyorum.net/utmb-ccc-2010/
tum blogu okumaya oldukca iyidir